DUYGU GİRAY

booking etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
booking etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2014 Perşembe

ROMA GEZİSİ



Gerçekten bilemedim Roma'ya ne kadar gittiğimi ? Aşk Çeşmesi'ne attığım paralar beni sadece defalarca oraya döndürmeye yaramış oldu:) Ve kardeşimle bu son gidişimizde de tadilata alınmış olan çeşme bana "Artık gelmene gerek yok" dedi:)

Şaka bir yana Roma'yı çok ama çok severim.  THY ile Roma Fiumicino havaalanına indiğinizde taksi sırası bekleyebilir,araba ayarlayabilir, terravision isimli otobüslere 8 euro karşılığı binebilir ya da bizim yaptığımız şekilde hava alanında bulunan tren resimli levhaları izleyip kişi başı 14 euro vererek en hızlı şekilde Leonardo Express treniyle Roma'nın merkez istasyonuna varabilirsiniz.

Roma'da bütçenize göre kalabileceğiniz birçok seçeneğiniz var. Ben hem aşk çeşmesine hem ispanyol merdivenlerine yakınlığı ve sakinliği açısından Piazza Barberini'de bulunan Hotel Bristol ve butik Hotel Alexandra'yı öneririm. Tur otobüslerinin bu meydanda durağı var. Ayrıca Uno hotel, Hotel Mascagni, Hotel Sonya,  Best Western Hotel Mondial bakabilirsiniz.

Bu şehrin metro sistemi maalesef çok gelişmiş değil, o yüzden HOP ON HOP OFF turistik otobüsler çok işinize yarayacaktır. Leonardo Express treni'nin vardığı merkez istasyonda TERMİNAL A via Marsala 7, bu otobüslerin ilk kalkış noktası oluyor. Sağdan soldan sizi bilet için çağıranlara hiç bakmayıp direk otobüsün oraya gidin ve biletlerinizi otobüsten alın. 24 saat'ten 72 saat'e seçenekli bilet satılıyor. Taksi bütçemi aşar diye düşünüyorsanız Hop on Hop off, özellikle uzakta kalan Vatikan şehri için ideal diyebilirim. Zaman darlığınız olmadığı sürece istediğiniz gibi otobüsleri kullanın.

İtalya'nın belli başlı gezilecek yerleri :

Tabi ki Aşk Çeşmesi (La Fontana di Trevi) ..Duyduğuma göre 2015 yılının ekim ayına kadar renovasyon'da olacak.

Aşk çeşmesini karşınıza alıp hemen sağ yanından dümdüz ilerlerseniz İspanyol merdivenlerine ulaşıyorsunuz. Bir de o sağda müthiş bir dondurmacı var:) Ayrıca merdivenlerin orada "Spagna" isimli metro var. Termini'den binip buraya ulaşabilirsiniz. İspanyol Merdivenleri' nin karşı sokağı meşhur İtalyan markaları Prada, Bulgari vs.. bulunduğu "Via dei Condotti" . Burada alışveriş yapıp selfie' ler çektikten sonra merdivenlerden iniyor gibi sağınıza bakarsanız orada yine mağazaların olduğu dar bir sokak göreceksiniz. Yine dümdüz gidin ve nihayet karşınızda büyük meydan "Piazza del Popolo"
Güzel bir öğle yemeği ya da kahve keyfini hak etmiş olmalısınız:) Hala yorgunsanız meydandaki tüm taksiler emrinize amade..

 


Kolezyum (Colosseo), gladyatör dövüşleri, idamlar ile anılan kocaman bir arenadır.. Yıllardır bir kere bile merak edip içine girmemişimdir. Biletler kişi başı 16 euro. Olur da oradan alırım gafletine düşerseniz tüm gününüz buna gidebilir. İnternette Colosseo ve Vaticano için uygun combo biletler var. Bunların en önemli özelliği sıra beklemeden geçmenize olanak sağlamasıdır. "Skip the line" yazılı olanları araştırmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Biz Vatikan Sarayı için internet' ten önceden bilet aldık ve bir görevli bizi sütunların oradan alarak onca insanın önünden içeri aldı. Tıklayınız.
Vatikan'da dolaşacağınız o kadar çok yer var ki.. Keyfinize, zamanınıza ve ilginize göre internet' ten seçmeniz yararınıza olacaktır. Sistine Şapeli, San Pietro Bazilikası, San Pietro meydanı ve Vatikan müzesi... Tripadvisor sitesi en iyiler konusunda gerçekten bir numara.


Piazza Venezia benim en çok sevdiğim meydandır.Saray'a girip üşenmeden yukarıya çıkarak fotoğraflar çekebilirsiniz. Colosseum'a çok yakındır. Bu sarayın merdivenlerinden karşıya baktığınızda tam karşısı meşhur "Via del Corso" sokağıdır. Hiç bir taşıt'a ihtiyaç duymadan bu sokaktan yine Aşk çeşmesi ve ispanyol merdivenlerine çıkabilirsiniz. Hatta yakınındaki Piazza Navona'ya da bir kahvelik lütfen uğrayın.

Ve ve ve
Piazza della Rotonda'da Pantheon ve çeşme manzaralı romantik bir akşam yemeği çok hoş olacaktır. Ristorante di Rienzo' dan memnun kalacaksınız.  Tarif etmek gerekirse Aşk Çeşmesi'nin tam karşısında durun ve solunuza dönün. Hep düz tam düz gidin. Bu sokaklarda bir sürü hediyelik eşya mağazası var. Öyle böyle ilerlerken bir bakacaksınız solunuzda ışıl ışıl Pantheon sizi bekliyor. Afiyetle:)

MOSKOVA GEZİSİ


"Aman canımm üç yabancı dilim var herkesle anlaşırım" diyerek kendimi attığım Moskova ve St Petersburg serüvenimin başlangıcında sizlere önerim yanınıza bir sözlük, kiril alfabesini de içeren bir harita ya da rusça bilen bir arkadaş almanız olacaktır:) Otellerde mükemmel ingilizce konuşuluyor ancak halkın arasına karıştığınızda zorlanma ihtimaliniz fazlasıyla yüksek. Bu yazımda tüm linklere tıklayarak size yardımcı olabilecek detayları görebilirsiniz...

Floransa seyahatimdeki ilk ve son Alitalia kabusundan sonra canım biricik Türk Hava Yolları sabah 8.30 uçağı ile Moskova' ya uçtum. Her zamanki gibi araştırmalarımı yapmış ve gerekli belgeleri yanıma almıştım. THY öğlen Rusya saatiyle 12.20 de Vnukovo havalimanına iniş yaptı. Rusya ile vize kalktığı için direk içeri giriyorsunuz. Pasaport girişini gördüğünüzde sakın şaşırmayın. Düzen yok, sıra yok. Hizaya sokan bir görevli de yok. Canınızı sıkmaya ise hiç gerek yok:) Ben uçaktan önde çıktığım için şanslıydım, çok hızlı geçiş yapabildim.

Moskova'nın merkezine gitmek için en hızlı yol Aeroexpress trenleri. Valizi alır almaz tabelalara bakıp rahatlıkla buraya ulaşıyorsunuz. Makina,gişe ya da internetten 320 ruble ekonomi sınıfı ve 900 ruble business sınıfı olmak üzere 2 çeşit bilet alma şansınız var. Business sınıfında fark eden tek şey önceden koltuk seçimi yapabilmeniz. Yaklaşık 35 dakika sonra Moskova'nın kievskaya bölgesine ulaştım. Otelimi meşhur Arbat caddesinin hemen yakınında ayarladım. Moskova'da öyle böyle bir trafik yok. Taksiyle sadece 5 dakikalık yolu 25 dakika'da aşabildik. Metro ile gitmem çok daha doğru olurmuş. Trenden iner inmez ana caddede karşı binada güvenli bir döviz bürosu var. Aklınızda olsun.

Ve "Hotel Mercure Arbat Moscow" daki odama kavuştum. Güler yüzlü çalışkan personelleri var. Oda tertemiz ve şık dekore edilmiş. Fiyatlar gayet makul. İlk verdikleri odamda tepede küçücük bir pencere vardı. Arayıp odamda manzara ferahlığı istediğimi belirttim. Büyük bir kibarlıkla en beğendiğimi seçebilmem için 4 oda dolaştırdılar ve en güzeline yerleştim. Bütün bunlar on dakika içinde gerçekleşti. Otelin hemen yanı başında "Smolenskaya" metrosu var. Ulaşımı kesinlikle metro ile yapmanızı öneriyorum. Hatta ASLA ve ASLA trafiğe çıkmayın, ne turistik otobüs ne taksi tercih edin. Birazdan bu konuya değineceğim.

Arbat sokağı bizim istiklal caddemiz, bağdat caddemiz gibi yaklaşık 1 km lik şenlikli bir sokak. Bir sağa bir sola bakarken zamanı anlamıyorsunuz. Çinlilerin hepsi Türkçe biliyor. Nasıl öğrendiklerinin cevabı "benim arkadaş var" :) Sağ olsun bizim Türklerimiz ! pek yardım severizdir:) Arbat caddesinin sonunda "Arbatskaya" metrosu var. Rusya'nın metro sistemi fazlasıyla gelişmiş, yerin altında bambaşka bir hayat oluşmuş. "Kropotkinskaya" ve "Mayakosvkaya" metrolarının devasa avizeleri, muhteşem ihtişamını görünce neredeyim ben diyeceksiniz. Sanki saray'ın içinden metro geçiyor hali var:) Tek dezavantaj ciddi anlamda eski olmaları diyebilirim. Daha fazla metro detayları için tıklayınız

Şimdi gelelim bahsettiğim "ASLA" lara;

Hayatımda gördüğüm hiç bir durakta durmayan, kulaklıkta dinlediğiniz tanıtım anonslarının o an geçtiğiniz yerlerle örtüşmediği, hangi durak olduğunun söylenmediği, hiç bir durak işaretinin var olmadığı, "aaa ben niye aynı yerdeyim" deyip başınızı döndüren tek Hop on Hop off turistik otobüslerine Moskova'da rastlayabilirsiniz. Kafalarına göre takılıyorlar. İnternette dahi gezi noktalarına baktığınızda ve bu noktaları haritada görmek için tuşa bastığınızda yerler farklı çıkıyor. Şoför kafasına göre durduğu için ineceğiniz ve tabela olmadığı için bineceğiniz yeri bilemiyorsunuz. Görevliye sorduğunuzda "This is Moscow baby" yanıtını alıyorsunuz. Taksiyle mi gezersiniz? tabi ki!!! Asla ingilizce konuşamayan bir taksi şoförü sizi seve seve gezdirir hatta o trafikte 1 saati 1 gün olarak yaşayabilirsiniz :)

Kesinlikle metro'ya binmenizi tavsiye ediyorum. Tabi bunun da koşulları var:
Yerin altına indiğinizde şoka girmemek için gideceğiniz yerlerin KİRİL alfabe versiyonunu lütfen çoktan çıkarmış olun. Karşınıza asla latin alfabesi çıkmayacak. Ve muhtemelen karşınıza ingilizce bilen vatandaş da çıkmayacak..Tarzanca anlaşmaya çalışarak 2 metro karıştırdım. Yukarıdaki tabelalardan çok, yerdeki işaretleri izlemek doğru yolu bulduruyor. Seyahat öncesi Rusça "çıkış" yazısını belleğinize kaydedin lütfen.. En iyi ihtimal o kelime yardımcı oluyor. Taksi, turistik otobüs ve metro denemiş biri olarak tavsiyemi belirtmiş oldum.

En güzel ihtimale gelince:
Otelden çıkıp eski arbat sokağını yürüdükten sonra şayet yürümeye devam etmek isterseniz yukarı doğru 10 dakika sonra Kremlin sarayı'na ulaşıyorsunuz. Eski arbat sokağına paralel "yeni" arbat sokağı da var. Orası daha şık mağaza ve restoranların bulunduğu bir bölge. Hediyelik eşya ve pazarlık açısından eski arbat'ı tavsiye ederim.

Kremlin sarayı'nın girişinin yanı UNESCO dünya mirasları listesinde yer alan Kızıl meydan'a çıkıyor. Orada bulunan GUM alışveriş merkezi bir kahve içmek için keyifli bir yer. Her tür marka alışverişi yapabilirsiniz. Kızıl meydan'da, kremlin duvarlarından sonra 1561 yılında tamamlanan rengarenk şapkalı şatocuk "Aziz Vasili Katedrali" sizi karşılıyor. Hemen kuzeyde de devasa ve ihtişamlı görüntüsüyle devlet tarih müzesi sizi uğurluyor .Onlarca fotoğraf çekimi sonrası oradan geri yürüdüğünüzde tiyatro meydanı'na çıktığınız an karşınızda, önünde QUADRİGA heykeli'nin nöbet tuttuğu BOLŞOY Tiyatro'sunu görüyorsunuz. Ben heyecanla 6 şeritten oluşan yolda ışıklardan geçmek istediğimde rus kız arkadaşlarım hemen engelledi. Beni alt geçit'e yönlendirdiler. Bunun çok tehlikeli olduğunu, yapmak için deli olmamız gerektiğini, polis'in hemen ceza yazıp çok kızdığını belirttiler. Bir an için ülkemizi ve düzenimizi düşündüm:)


Mimar Joseph Bové tarafından tasarımı yapılan tarihi Bolşoy tiyatro'sunun dış görüntüsünü içi kadar ihtişanlı bulduğumu söyleyemem. Bütün ihtişam o salonda ve profesyonel dansçılarda ! Sezon' a denk gelmediğim için onları alkışlama şansına erişemedim. Dilerim en yakın zamanda eski bir balerin olarak bir performans izlerim:)

Manej meydanından yürüdüğünüzde Kremlin duvarlarıyla bitişik muazzam bir peyzaj'a sahip Alexander bahçeleri, şırıl şırıl akan sular, güzel heykeller görüyorsunuz. Gittiğimde hava da çok güzeldi. Cennet burası olmalı dedim. Zamanın nasıl geçtiğini gerçekten anlamadım. Kuşları besledim, bir banka oturup çılgınlar gibi fotoğraf çeken turistleri izledim.
Yeterli vaktiniz varsa turistik otobüslerle aynı yerleri defalarca görmek için dolaşın derim. Kameraya kaydetmek ve fotoğraf çekmek açısından faydalı oluyor. Bu otobüslerin kesinlikle durduğu ana durak noktası nehir gezilerinin yapıldığı BOLOTNAYA meydanı. Bolşoy'un karşısından da kalkıyorlar. Dediğim gibi durak yok.




Paris'in aşıklar köprüsünün bir kopyası da Bolotnaya meydanında var. Tüm aşk kilitleri ağaç görüntüleri şeklinde yolu ve Luzhkov köprüsünü süslüyor. Yaklaşık 1 saat içinde 20 gelin damat görmüşümdür. Limuzinler, şampanyalar,fotoğrafçılar, güvercinler' e şahit oluyorsunuz. Şık giyimli akrabalar sabahtan akşama kadar burada fotoğraf çektiriyor. Ben de o kadar mutlu oldum ki onları kare kare çekmeye başladım. Mutluluk bulaşıcıdır. Gülen yüzler ve kahkahalar çok iyi geldi:)


Hemen köprü'nün altından modern tertemiz bir nehir botuna bindim. Tur 1 saat sürdü. Otobüs turuyla defalarca gördüğünüz yerlerin tablo hali nehir turuyla pekişti. Hatta yürüme gezilerinin yanında sadece nehir turu yeterliymiş. Dünya'nın en yüksek heykeli "Peter the great monument " i görmek harika bir deneyim oldu.

Tüm bunların yanı sıra görebileceğiniz en özel yerler arasında Puşkin müzesi, Tarih müzesi, Kremlin sarayı'nın içindeki hiç kullanılmamış Çar topu ve çanı, yine saray içindeki katedraller ve Smolenskaya metro istasyonu' nu sayabilirim. Kremlin sarayı'nın perşembe günü ziyaretçilere kapalı olduğunu da belirteyim.

Yemek konusunda Sushi severler'in çok şanslı olduğunu söyleyebilirim. Onlardan biriyimdir. Ayrıca bir de krep sever kitlesinin üyelerindenim. Bu yüzden dünya' nın en harika krep bölgesi Rusya'ya gelmişim:) Şanslıyım..

Teremok, Rusya'da 1998 yılında açılan ve sayısı 174'e ulaşmış bir fast food zinciri. Muhteşem krepler yapıyorlar. Fotoğraflarına bakmak isterseniz tıklayın :) Mantarlı krepler, havyarlı krepler, muz ve çikolata cennetinden çıkan krepler:) Kendimi kaybettim..Ve St Petersburg'ta da, Moskova'da da öğünüme krep katmadığım gün olmadı.

Moskova'dan St Petersburg'a geçme zamanı geldi çattı. 4 saatlik süper bir tren yolculuğu için saray görüntüsündeki gar' a internetten ayarladığım güvenilir ve dakik bir şirket arabasıyla geldim. St Petersburg yazım çok yakında:)







23 Ağustos 2014 Cumartesi

TOSKANA GEZİSİ


Diane Lane'in Under the Tuscan Sun isimli romantik komedi filmini izlediniz mi ? Önce o filmi izlersiniz, güzelliklere şahit olursunuz ve şu Toskana'da ben de mi gezsem dersiniz:)

Sadece günübirlik isterseniz, Toskana'yı gezmenin en iyi yolu "The best of tuscany" turunu seçmektir. Bu tur Tripadvisor sitesinde 3303 adet yorumla 2014 mükemmellik sertifikasını almış. Birkaç firma yapıyor bu geziyi. Kesinlikle Walkabout Florence firmasının yaptığı turu tercih edin derim. Stefano isimli muhteşem ötesi bir rehberimiz vardı ve her saniye inanılmaz sistematik, düzenli, teknolojik geçti. Ben turlardan korkarım hele ki bu tur Türklerin olduğu bir tursa..Biz Türkler kurallara pek riayet etmeyiz, grup olmak nedir nasıl hareket edilir bilmeyiz. Rehberi dinlemez,kendi aramızda konuşmaz, adeta gürültü yaparız. Otobüsü bekletiriz, onlarca mola verdittiririz. Kurallar yıkılmak içindir. Yaşasın Türkler :) Ama öyle olmuyor işte..Her zaman olmuyor, olmamalı da.. Tabi ki sözüm meclisten dışarı ! Tabi ki layığıyla toplum (grup) içinde hareket eden Türkler de var..İşte onlardan biri de bu turda kardeşimle bendik:)

Sabah 08.15'te, internetten satın aldığımız biletlerimizle, Floransa'nın tren istasyonu önünde rehberimizle buluştuk. Herkes zamanında gelmişti ve yaklaşık 10 dakika içinde hareket ettik. Otobüs son teknoloji, verilen telsiz kulaklıklar son teknoloji..Rehber Stefano süper ötesi şirin. Bilgisi de anlatımı da çok iyiydi. Tur boyunca otobüste herkesin yanına gelip hatrını da sordu. Sorularımız varsa çekinmeden soralım diye defalarca tekrarladı. İşini gerçekten çok severek yapması o tura katılan herkesin enerjisini de yükseltiyordu.

Yaklaşık 40 dakikalık yolculuk ile Siena'daydık. Siena'nın tarihi şehir merkezi, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmış. "Piazzo del campo" denilen meydanda her yıl at yarışları (Palio) yapılıyor. Biz bu meydanı, kahvaltımızı etrafındaki kafelerden birinde yaparken fotoğraflar çekerek değerlendirdik. Bu arada otobüsten indiğimizde bizi karşılayan yerel rehber kulaklıklarımıza konuşmaya, şehrin ışıltısını anlatmaya devam ediyordu:) Ne yaptık bilin.. Buluşma saatini öğrenip gruptan ayrıldık:) Bir süre sonra telsizlerimizden ses de gitti. Siena katedralini gezdik, hediyelik eşyalar ve tabi ki olmazsa olmazım olan magnetler aldık. Meydandaki Palazzo Pubblico'yu (Belediye sarayı) gördük. Mangia Tower yani kuleye tabi ki tırmanmadık, uzaktan baktık:) Tarih kokan Siena sokaklarında fotoğraflar çektik. Zaman kaygısı yaşamadan yiyip içebildik. Ve Siena turumuzu sonlandırmak için meydanda toplanıp otobüsümüze yürüdük.

Bir sonraki yolculuğumuz yaklaşık 40 dakika sürdü. Chianti'ye varmıştık. Öğle yemeği vakti gelmişti. Otobüse her bindiğimizde uyuduğumuz için zamanın farkına varmıyorduk. Toskana bölgesinin en şirin çiftliklerinden birine geldik. Üzüm bağlarıyla karşılaştığımız o an..Ruhum adeta uçtu..Tarifi yok.. Yeşil, maviye bulanmış. Önünüzde muazzam bir Toskana vadisi var. Sıradanlıktan uzak bir doğallık var. Şu an yazarken bile dolu dolu yaşıyorum orayı. Huzur, saf enerji var. Hele o dallarında taptaze üzümler..Karmaşadan uzak gerçek HAYAT vardı orada. Ben kimim diye kendinizle baş başa kalacağınız, gözlerinizi kapatıp o tertemiz havayı doya doya içinize çekeceğiniz, gerçek NEFES alacağınız bir HAYAT vardı.

Üzüm bağlarından ayrılıp yemek alanına doğru yürüdük. Tüm manzarayı tepeden gören muhteşem bir terasta sıradan görünen ancak çok lezzetli yemekler yedik. Bu sırada da her masaya bağları layığıyla tanıtmak için 4 adet şarap geldi. Karınlar doydu, grup kaynaştı. Fabrika mağazasından makarnalar, şaraplar alınıp otobüse binildi.

Sırada Siena'ya bağlı, etrafı surlarla çevrili bir ortaçağ kasabası olan San Gimignano vardı. Kısa sürede vardık. Daha surlardan adımınızı attığınız an "Hayır" deseniz de sizi hala alışverişe teşvik eden şirin mi şirin dükkanlar var. Daracık sokakların 2 adet de küçüçük meydanı var. Birisi Piazza Della Cisterna. Burada upuzun bir kuyruk göreceksiniz. Kendisi dondurma kuyruğu oluyor. Biz açıkçası kardeşimle hiç merak etmedik ve hemen önündeki cafe'de oturup, sipariş ettiğimiz dondurmalarımızı yerken o kuyruk'taki insanları izledik. Bir diğer küçücük meydanın ismi ise Piazza Duomo'ydu. İtalya'nın her yerinde var olan meşhur 'Duomo' ların yavrusuydu buradaki. Alışveriş yapıp otobüsümüze döndük.

Ve sıra en uzun yolculuğa gelmişti. Pisa kulesi için 1 saat sürecek yolumuza çıktık. Bu kule, İtalya'nın kuzeyindeki Pisa şehrinin Piazza dei Miracolide yani mucizeler meydanı'nda yer alıyor. Üst üste bindirilmiş yuvarlak 6 sütun dizisinden meydana gelmiş.

Muhteşem Toskana yeşilini ve çiftlikleri izlemekten zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Otobüsümüz vardığında bizi artık bir çok şehirde gördüğünüz meşhur mini tren aldı ve merkeze götürdü. Pisa Kulesinin önü inanılmaz kalabalıktı. İnsanlar çimlerde sere serpe yiyip içip keyif yapıyordu. Fotoğraflar çekiyordu. Ve buna rağmen tek bir çöp bile yoktu! Demek istediğimi anladınız...


Minik bir bilgi: Bu kule, temeldeki yumuşak zemin çökmesinden kaynaklı eğilmiş olmasına rağmen 20 milyon sterlin harcanarak yıkılması durdurulmuş olan bir kuledir. Hatta ve hatta 294 adet basamağı göze alırsanız yukarı bile çıkabiliyorsunuz artık. Ben de bu canım kuleyi fotoğraf uğruna ittim, kaktım, ezdim, maymuna çevirdim. Olsun o kadar:)

Ve sakin huzurlu bir yolculukla akşam 20.00 gibi otelimizdeydik. Çok ama çok memnun kaldım.

Sırada Roma var. Sevgiyle,umutla, aşkla kalın..