DUYGU GİRAY

SEYAHAT NOTLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SEYAHAT NOTLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2017 Pazar

İspanya’nın başkenti, Tapas, Paella ve Flamenco’nun şehri MADRİD..





Ve Madrid’in başkenti Puerta del sol meydanı:)
Çünkü her yol bu meydana çıkıyor. Kardeşim ve eşiyle geçirdiğimiz 3 gecenin 3 gündüzün her bir zaman aralığında kendimizi Puerta del Sol’de bulduk. Bu meydan var oldukça panik yok ! Kaybolamazsınız.
Bizim gittiğimiz dönemde Real Madrid maçı varmış. Hayatımda ilk kez “İğne atsan yere düşmez” in ne demek olduğunu bu meydanda gördüm. Turistler, halk, çoluk çocuk bebek arabalarında…İnsanların umrunda mı dünya:)
Adım atamıyorsunuz, herkes birbirine karışmış durumdaydı puerta del sol meydanında. Bu meydanın çıktığı tüm ara sokaklar da kalabalıktı. Beni dinlerseniz maç zamanını öğrenip Madrid’i boşken gezmeye gidin.

Hani yeni yıl gecesi sonrası sokaklar mahvolur ya.. Ben bunun başka versiyonunu bol kırılmış şişeli, bol kağıt peçeteli, kötü kokulu olarak Real Madrid maçı sonrası Madrid merkezinde gördüm. İnsan mıyız neyiz gerçekten bilmiyorum.
Şimdi gelelim şehrin bendeki etkilerine.
Ben Madrid’i sevdim. Onca zorluk, onca kargaşa beni yıldırmadı çünkü herşey maçla alakalıydı. Ancak hadi ispanyaya gidelim derseniz kesinlikle önce Barselona’yı seçin derim. Madrid çok büyük bir şehir değil. Merkez küçük. Bence bir turiste göre iyi bir şey. Her yer yürüme mesafesinde.
Madrid’in Gran Via adında Bağdat caddesi tarzı büyük merkezi bir caddesi var. Biz burada konakladık. İstediğiniz bütçeyle istediğiniz kalitede bir çok otel var bu caddede. Booking sitesine girip tercihlerinizi seçip bulabilirsiniz. “Calle gran via” diye araştırın.
Uçak saatimiz öğlene denk geldi, trafiğe girmeyelim diye havaalanından metro sistemini tercih ettik. Valizlerinizi alıp çıktıktan sonra metro için fazlasıyla uzun yürüyorsunuz. Ben “şehre geldik artık” diye dalga geçmeye başladım. Turistler için Madrid Card var. 3-4 güne ideal. Ancak çoğu avrupa ülkesinde olduğu gibi havaalanından şehir merkezine giden tren-metro ayrıca ödeniyor.   Bu tarz turist kartlarında tüm taşıma araçları, çoğu müze bedavaya geliyor..Bedava derken biraz daha hesaplı demek istiyorum hele ki kalabalık aileyseniz. Valizleri alıp çıktığınızda satış yapan yerleri göreceksiniz.
                                      
Nerede kalmıştık ?
Gran Via daki otelimize gelmek için havaalanından 2 metro değiştirdik. Valiz ağırsa zor oluyor. Benim valizim her zaman ağırdır:) Callao ve Gran Via isimli metro duraklarının bulunduğu bölge tam merkezi çünkü bu cadde uzun bir cadde.
Size benim çok kullandığım güvenilir başka bir tavsiye; “Airport taxi transfers” diye özel araç yollayan bir firma var ve dünyanın 30 ülkesinde “Türkiye dahil” çalışıyor. Bu siteyi deneyin. Rezervasyon yapmak da çok kolay. Size hemen konfirmasyon yolluyorlar. Muhakkak 10-15 dakika önceden geldiklerine şahit de oldum.  Ben memnunum.
(Dipnot; İnanır mısınız New York’ta ülkemizde ismini duyurmuş bir Türk firmasını ayarladık “Türk” diye ve uçağa yetişeceğimiz dönüş günü araba gelmedi. Ben mail atmasam neden gelmediğine dair bir açıklama da yok. Ya uçağı kaçırsak ? Bu yüzden illa Türk firması bulalım diye düşünmeyin. İsim vermiyorum yine de Türk firma diye)  
Ve Madrid’e geldik. Az önce bahsettiğim Callao metrosuna yakın yerde otel bulduğunuzu düşünüyorum çünkü bu metro durağının olduğu yerden kendinizi aşağı bırakırsanız bahsettiğim Puerta del sol meydanı var. Şimdi size müthiş bir plan çizeceğim. Her yerden geçecek ve aynı yolu tekrarlamayacaksınız.

Callao metrosunun orada Starbucks solunuzda olacak şekilde dümdüz aşağı inin. Sağlı sollu her yer dükkan. Sonunda meydana varacaksınız. Bu meydan yarım ay şeklinde ve beş koldan küçük sokaklara ayrılıyor. Özellikle sokaklardan biri “Calle del Arenal” de meraklılarına Real Madrid mağazası var. O sokağı dümdüz bitirdiğinizde güzel bir meydana ve Madrid kraliyet sarayına çıkacaksınız. Sarayın önünde fotograflık Plaza de oriente var. Teatro Real var. Sarayın hemen yanında “Catedral de la Almudena “ var. Küçücük ve çok güzel bir katedral.  Önce tüm bunları geziyoruz. Katedral bedava, kraliyet sarayı giriş 10 euro. İçeride fotoğraf yasak.
Katedralin önünden karşısında “Calle Mayor” geçiyor. O sokağa girin ve yine sağlı sollu mağazaları dolaşarak meşhur “Plaza Mayor” a çıkın. Bu arada plaza mayor’a gelmeden hemen yanında “Mercado de San Miguel” var. Orada muhakkak ispanya’nın tapaslarından yemelisiniz. Plaza Mayor’da da kahvenizi içersiniz.  
Plaza Mayor dört yanı binayla sarılı pasajlardan geçişler yapılmış sıcak bir meydan. İçinde “El saportal” restoranı gördüğünüz yerde kapısından dışarı çıkın. Sağda Mimi’s krepçi var. Deneyin:) O yol boyunca ilerleyin. Ve karşınızda yine Puerta del Sol meydanı.
Bu meydana yüzünüzü verdiğinizde sol tarafta önünde hep kuyruk göreceğiniz “Mallorquina” isimli bir pastane var. BeğeneceksinizJ Bol kremalı gördüğünüz tatlılardan korkmayın çünkü çok hafif.
Bu kez meydanın en sağına ilerleyip Carrera de S. Jeronimo sokağını dümdüz bitirirseniz Thyssen Bornemizsa, Prado müzesi (Paris’in Louvre’u, Madrid’in Prado’su) , Picasso, Dali vs eserleri ağırlayan Reina Sofia Müzesi, Retiro Park yakın mesafelerde o bölgedeler. Prado müzesi saat 18.00-20.00 arasında bedava giriş veriyor. Diğer saatler giriş 14 euro. Bornemizsa müzesinde iç alan bedava. Katılacağınız sergiler için 12 euro ödüyorsunuz. Bir de küçüklere özel kurslar var. İnternet sitesinden araştırabilirsiniz.
Puerto del sol meydanından 2 nolu metro ile Banco de Espna da inerseniz Palacio de cibeles, Puerta de alçala ve grand via’dan metroya binip tribunal’de inerseniz MALASANA görebileceğiniz yerler arasıda.
Malasana bölgesinde OJALA restoran yaz havası yaşatmak için ikinci katını kum konseptiyle süslemiş.

                            
Alışveriş için merkezde her yerde EL CORTE INGLES mağazaları ve bölümleri var. Ayrıca puerta del sol meydanından yukarı çıkan her sokak ve yukarıdaki GRAN VİA paranızı harcamak için ideal bölgeler.  Orada herkesin elinde Primark torbaları gördük. Mağazayı da gördük ancak saat bakımından geç kaldık:) Lütfen benim yerime de girin Gran via’da. Mango, Zara, H&M, Desigual tarzı tüm mağazalar Grand Via’da. Cartier, Chanel, Hermes, Abercrombie tarzı markalar Madrid Serrano bölgesinde . Ayrıca El Corte Ingles’de de istediğiniz markaları bulabilirsiniz.
Son olarak alışveriş için plaza de cascorro bölgesinde EL RASTRO pazarı varmış.
Bu bitpazarında ikinci el giysi, antika, askeri eşya gibi birçok farklı şeyi bir arada bulabilirsiniz. Şehrin en eski yerleşim yerlerinden olan La Latina bölgesinde bulunuyor. Bizim gitmek için vaktimiz olmadı. Çok konuşulduğu için eminim güzeldir. Siz keyfini çıkarın.
Yürümek istemeyenler için avrupanın bütün taksileri ve meşhur HOP ON HOP OFF otobüsleri emrinize amade. 
Futbolseverler yaşadı. Madrid’e giden herkes REAL MADRİD stadyumu için Bernabeu Tour bileti satın alıyor. Buraya ister bahsettiğim otobüsle, ister taksi, ister metroyla ulaşabilirsiniz. Metro için plaza de espanadan 10 numara ile gidiyorsunuz. Stadyum turu bilet fiyatı 19 euro. Futbolla hiç alakam olmamasına rağmen etkilendiğim çok zevkli bir tur oldu. Bomboş stad, soyunma odaları, müthiş görsel videolar, kupalar zamanın nasıl geçtiğini fark ettirmiyor açıkçası. Süper çekimler yaptık.
Casa de Campo özellikle Pazar günü ailelerin çocuklarıyla gittiği çok büyük bir eğlence parkı. Siz de keyif alacaksınız. Hem metro hem de görsel şölen yaşatan teleferik (teleferico de Madrid) ile oraya gidiliyor. Burayı da listenize ekleyin ve bol vakitte gidin derim.
Plaza de Santa Ana kafelerin yanyana ve dolu olduğu güzel bir meydan. Burada keyif alacağınıza eminim.
Gelelim Madrid ve Flamenco’ya… Biz “Cardamomo Flamenco” isimli bir yere gittik. Dans muhteşem. Sanırım sadece 2 dakikasını yapsam nefesim kesilebilir:) Bu gittiğimiz yer PLAZA MAYOR’a çok yakın hatta etrafı minik restoran dolu. Köşe üst çaprazı ünlü Mercado de San Miguel. Buralarda yiyip sonra içeride meşhur Sangria’dan için derim çünkü böyle flamenco mekanlarının yemekli menüleri bence hiç güzel olmuyor. İki defa denedim ve memnun kalmadım. Elbette siz de denemek isteyebilirsiniz:) Bir içecek dahil cips (yemeksiz menü) için 25 euro ödüyorsunuz.
Museo del Jamon, Cava Baja, Bayres Beef , Rosi La Loca, Venta El Buscon, aberna Del Chato, El Tigre
Bu restoranlar müşteriler tarafından çok iyi puan almış olanlar. Deneyin görün:) 
Ve bizim turumuz bitti.
Türk Hava Yolları’nın öğlen uçağıyla evimize dönmek üzere Madrid Barajas havaalanına yola çıktık. Müthiş bir uçuştan sonra evlerimize sağ salim vardık. Sizlere de keyif dolu bir Madrid turu dilerim.
Seyahat fotoğraflarım için instagram sayfamı takip edebilirsiniz.

Duygu GİRAY



TITANIC DELUXE BODRUM



Şimdi gözlerini kapatmanı istiyorum..
Sıra sıra inciler gibi dizilmiş şık masa-sandalyeler getir aklına. Türk kahven ile keyifle oturuyorsun.
Doğa, sessizlik, kahve kokusu hakim..
Ve önünde alabildiğine masmavi bir deniz var. Sağına bakıyorsun, soluna bakıyorsun denizin sonunu göremiyorsun… Muhteşem bir atmosfer..
Karşında da geceleri ışıl ışıl güvercinlik köyü var.
Tam kahveni içtiğin yer Bodrum’un yeni incisi Mayıs ayında açılan Titanik otellerinin son kardeş zinciri Titanic Deluxe Bodrum. Ve tabi ki benim için en son, en gözde olduğundan dolayı en de donanımlısı…Tüm EN leri toplamış bu otel. Personel çok güleryüzlü. Sen daha sormadan her an yardıma hazırlar. Hepsi birbirinden güzel insanlar.

                                  

Bu otel Güvercinlik’te, Pina Yarım Ada’sından Cennet Koyu’nu seyreden çok özel bir konumda misafirlerini ağırlıyor. Havaalanına da çok yakın konumda.
Babamın doğumgünü için gittiğimizde henüz 40 ya da 41 günlüktü ve buna rağmen (hani bazen açılış aksaklıkları olabilir) herşey tam puandı, mükemmeldi.
Onca seyahatim arasında sahile inen upuzun yürüyen merdivenlere ilk kez şahit oldum. Pek de hoşuma gitti. Gerçi benim odam asansöre de çok yakındı. Oda tipine göre bulunduğunuz konum tabi ki değişiyor ancak yürüyen merdivenler ve asansörlerle yorulamazsınız :) hatta ve hatta shuttle servisi de var.
                            

Bu otelin benim için en önemli artısı geniş bir araziye yayılmış olması. Diğer bodrum otellerine kıyasla gerçekten her an her yerden denizi görmeniz açısından çok büyük huzur sağlıyor. Pastanesi, odaları, amfitiyatrosu, havuz bölümü her yer alabildiğine maviye hakim…


Otelin Genel Müdürü Olcay Orhan bey ile güzel bir söyleşi yaptık.


Olcay bey çok uzun yıllardır bu mesleğe kendini adamış. Yıllardır büyük bir zincirde genel müdürlük yaptıktan sonra bu otele gelmiş. Orada kaldığım günler içinde ne kadar çalıştığına, oteli her an karış karış gezdiğine gözlemlediğine şahit oldum. İşini çok severek yapan müdürlerden kendisi. Her halinden anlıyorsunuz.


“Bütün odalarımız denizi çok net görüyor ve insanlar sabaha mutlu, huzurlu, deniz manzarasıyla uyanıyor” ilk cümlesiydi Olcay bey’in. Ben de sonsuz katılıyorum. Daha odama kapıdan girdiğimde karşımda denizi görüyordum. Hele ki benim gibi deniz delisi, her an gemi seyahati olsun, kayık da olsun denizin içinde olmayı çok seven biri için bu otel beni ferahlık anlamında çok etkiledi.

Ayrıca gece olduğunda da tam karşınızda güvercinlik koyunun ışıklarını görmek çok keyifli. Sizler de çok iyi bilirsiniz ki çoğu otelde gece oldu mu karşısı sadece karanlıktır.


*Biraz odalardan bahsedelim mi? Dekorasyona bayıldım…

Otelimizde 393 oda ve 7 adet villa bulunuyor. Standart , superior, aile, deluxe odalar şeklinde tanımlıyoruz. Yalnız standart odalarımız diğer otellere kıyasla standartların üstünde odalar. Metrekare olarak çok geniş ve ayrıca özel giyim odası alanı da var. Çay-kahve seti, minibar, giyim odasında kasa, ütü herşey var. Dekorasyonu da gördüğünüz üzere çok özel yapıldı. Yurtdışından bir sürü şey getirtildi.

*Gelelim restoran bölümüne. Ana restoranda herşey çok özel sunumlarla hazırlanıyor ve lezzet de on numara. Ne yiyeceğimi şaşırdım:)

Lezzetin on numara olmaması mümkün değil zaten. “Titanic hotels” grubunun yönetim kurulu başkanı Mehmet Aygün bey bu konuda inanılmaz titiz davranıyor. Almanyadaki Hasır restoranlarıyla 40 yılı aşkın süredir yabancılara Türk yemeklerini sevdirmişler. Mutfak bizim için herşey. Bu restoran zincirinden sonra da turizme de el atıp ilk 1992 yılında otelciliğe başlamışlar. Bu yüzden çok başarılı oldukları mutfak sektörü Titanic otelleriyle pekişiyor. Kalite ve lezzetten asla ödün vermiyoruz. Uzman şeflerimiz herşeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüyor. Sadece görüntü değil lezzet lüksünü de misafirlerimize yaşatıyoruz.

*A la carte restoranlarınız da var ?

Evet. Balık, et, asya ve italyan mutfaklarımız var. Oldukça iddialıyız. İtalyan ve balık restoranımız ücretsiz. Her birine rezervasyon gerekiyor. Ayrıca gündüzleri pizza, pide servis edilen snack restoranımız var.


*Biraz da o müthiş pastanenizden bahsedelim mi ? Çikolatalara bayıldım.

Aynen. Gelen gören şok oluyor. Beklentilerin o kadar üstünde ki herkes “burası bildiğiniz pastane” diyor. Gece 23.30 a kadar açık. Birçok misafirimiz çay kahve sohbet ve tatlı krizini orada keyifle gideriyor. Dondurmadan çeşit çeşit çikolataya,şekere, pastaya kadar herşey var.

*Çocuklu aileler için ne dersiniz ?

En güzel yer burası derim. Ailelere özel odalarımız var. Çocuklar için oyun salonu ayrıca her yaşa ayrı dizayn edilmiş su kaydıraklarımız var. Özel yetiştirilmiş personelin bulunduğu çocuk kulübümüz var. Akşamları da çocuk diskosu yapılıyor belli bir süre. Aileler rahatlıkla çocuklarını emanet edebilir.



*Denize hakim kocaman bir amfitiyatrosu var bu otelin . Özel düşünülmüş sanırım?

Evet, çok seviyorum burayı.Yapım aşamasında da bulundum. Deniz gören yegane amfitiyatrolardan diyebiliriz. Burada da akşamları şovlar ve belli gecelerde “Ege” gibi özel sanatçılar olacak.
Olcay bey’e samimiyeti ve nezaketle verdiği röportaj için çok teşekkür ediyorum.

Evet sevgili okurum bu otel bir başka…
Sahilde şezlong bulamazsın çünkü heryer kabana...
Yemek lezzeti ve havuz kenarındaki salıncaklar ile deniz kenarındaki “cabana” lar yetmediyse Titanic otellerinin meşhur BeFine spa’sına gidip masaj, cilt bakımı vs.. daha da şımarabilirsin.
Kocaman irish pub’a çıkıp bir kadeh yudumlayıp maç bile seyredebilirsin.
Doymadın mı ? Oda servisi emrine amade:)

Veeee benim için en muazzam an “ah bu otelde bir hamak eksikmiş” dediğim o an karşıma kocaman bir ormanda sanırım 40 civarı hamak çıkmasıydı. Mutluluktan çıldırdım.

Gördüğünüz gibi olanaklar bitmiyor. Seçim sizin. Ama burada çok mutlu bir tatil geçireceğinize sonsuz eminim. Ve de kefilim. İsteseniz de istemeseniz de hep mavi ve yeşili göreceksiniz:)
Şimdiden aşk, keyif, huzur ve Aygün ailesinin bol lezzetli yemekleriyle dolu bir seyahat diliyorum sizlere..

DUYGU GİRAY