23 Ağustos 2014 Cumartesi

TOSKANA GEZİSİ


Diane Lane'in Under the Tuscan Sun isimli romantik komedi filmini izlediniz mi ? Önce o filmi izlersiniz, güzelliklere şahit olursunuz ve şu Toskana'da ben de mi gezsem dersiniz:)

Sadece günübirlik isterseniz, Toskana'yı gezmenin en iyi yolu "The best of tuscany" turunu seçmektir. Bu tur Tripadvisor sitesinde 3303 adet yorumla 2014 mükemmellik sertifikasını almış. Birkaç firma yapıyor bu geziyi. Kesinlikle Walkabout Florence firmasının yaptığı turu tercih edin derim. Stefano isimli muhteşem ötesi bir rehberimiz vardı ve her saniye inanılmaz sistematik, düzenli, teknolojik geçti. Ben turlardan korkarım hele ki bu tur Türklerin olduğu bir tursa..Biz Türkler kurallara pek riayet etmeyiz, grup olmak nedir nasıl hareket edilir bilmeyiz. Rehberi dinlemez,kendi aramızda konuşmaz, adeta gürültü yaparız. Otobüsü bekletiriz, onlarca mola verdittiririz. Kurallar yıkılmak içindir. Yaşasın Türkler :) Ama öyle olmuyor işte..Her zaman olmuyor, olmamalı da.. Tabi ki sözüm meclisten dışarı ! Tabi ki layığıyla toplum (grup) içinde hareket eden Türkler de var..İşte onlardan biri de bu turda kardeşimle bendik:)

Sabah 08.15'te, internetten satın aldığımız biletlerimizle, Floransa'nın tren istasyonu önünde rehberimizle buluştuk. Herkes zamanında gelmişti ve yaklaşık 10 dakika içinde hareket ettik. Otobüs son teknoloji, verilen telsiz kulaklıklar son teknoloji..Rehber Stefano süper ötesi şirin. Bilgisi de anlatımı da çok iyiydi. Tur boyunca otobüste herkesin yanına gelip hatrını da sordu. Sorularımız varsa çekinmeden soralım diye defalarca tekrarladı. İşini gerçekten çok severek yapması o tura katılan herkesin enerjisini de yükseltiyordu.

Yaklaşık 40 dakikalık yolculuk ile Siena'daydık. Siena'nın tarihi şehir merkezi, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmış. "Piazzo del campo" denilen meydanda her yıl at yarışları (Palio) yapılıyor. Biz bu meydanı, kahvaltımızı etrafındaki kafelerden birinde yaparken fotoğraflar çekerek değerlendirdik. Bu arada otobüsten indiğimizde bizi karşılayan yerel rehber kulaklıklarımıza konuşmaya, şehrin ışıltısını anlatmaya devam ediyordu:) Ne yaptık bilin.. Buluşma saatini öğrenip gruptan ayrıldık:) Bir süre sonra telsizlerimizden ses de gitti. Siena katedralini gezdik, hediyelik eşyalar ve tabi ki olmazsa olmazım olan magnetler aldık. Meydandaki Palazzo Pubblico'yu (Belediye sarayı) gördük. Mangia Tower yani kuleye tabi ki tırmanmadık, uzaktan baktık:) Tarih kokan Siena sokaklarında fotoğraflar çektik. Zaman kaygısı yaşamadan yiyip içebildik. Ve Siena turumuzu sonlandırmak için meydanda toplanıp otobüsümüze yürüdük.

Bir sonraki yolculuğumuz yaklaşık 40 dakika sürdü. Chianti'ye varmıştık. Öğle yemeği vakti gelmişti. Otobüse her bindiğimizde uyuduğumuz için zamanın farkına varmıyorduk. Toskana bölgesinin en şirin çiftliklerinden birine geldik. Üzüm bağlarıyla karşılaştığımız o an..Ruhum adeta uçtu..Tarifi yok.. Yeşil, maviye bulanmış. Önünüzde muazzam bir Toskana vadisi var. Sıradanlıktan uzak bir doğallık var. Şu an yazarken bile dolu dolu yaşıyorum orayı. Huzur, saf enerji var. Hele o dallarında taptaze üzümler..Karmaşadan uzak gerçek HAYAT vardı orada. Ben kimim diye kendinizle baş başa kalacağınız, gözlerinizi kapatıp o tertemiz havayı doya doya içinize çekeceğiniz, gerçek NEFES alacağınız bir HAYAT vardı.

Üzüm bağlarından ayrılıp yemek alanına doğru yürüdük. Tüm manzarayı tepeden gören muhteşem bir terasta sıradan görünen ancak çok lezzetli yemekler yedik. Bu sırada da her masaya bağları layığıyla tanıtmak için 4 adet şarap geldi. Karınlar doydu, grup kaynaştı. Fabrika mağazasından makarnalar, şaraplar alınıp otobüse binildi.

Sırada Siena'ya bağlı, etrafı surlarla çevrili bir ortaçağ kasabası olan San Gimignano vardı. Kısa sürede vardık. Daha surlardan adımınızı attığınız an "Hayır" deseniz de sizi hala alışverişe teşvik eden şirin mi şirin dükkanlar var. Daracık sokakların 2 adet de küçüçük meydanı var. Birisi Piazza Della Cisterna. Burada upuzun bir kuyruk göreceksiniz. Kendisi dondurma kuyruğu oluyor. Biz açıkçası kardeşimle hiç merak etmedik ve hemen önündeki cafe'de oturup, sipariş ettiğimiz dondurmalarımızı yerken o kuyruk'taki insanları izledik. Bir diğer küçücük meydanın ismi ise Piazza Duomo'ydu. İtalya'nın her yerinde var olan meşhur 'Duomo' ların yavrusuydu buradaki. Alışveriş yapıp otobüsümüze döndük.

Ve sıra en uzun yolculuğa gelmişti. Pisa kulesi için 1 saat sürecek yolumuza çıktık. Bu kule, İtalya'nın kuzeyindeki Pisa şehrinin Piazza dei Miracolide yani mucizeler meydanı'nda yer alıyor. Üst üste bindirilmiş yuvarlak 6 sütun dizisinden meydana gelmiş.

Muhteşem Toskana yeşilini ve çiftlikleri izlemekten zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Otobüsümüz vardığında bizi artık bir çok şehirde gördüğünüz meşhur mini tren aldı ve merkeze götürdü. Pisa Kulesinin önü inanılmaz kalabalıktı. İnsanlar çimlerde sere serpe yiyip içip keyif yapıyordu. Fotoğraflar çekiyordu. Ve buna rağmen tek bir çöp bile yoktu! Demek istediğimi anladınız...


Minik bir bilgi: Bu kule, temeldeki yumuşak zemin çökmesinden kaynaklı eğilmiş olmasına rağmen 20 milyon sterlin harcanarak yıkılması durdurulmuş olan bir kuledir. Hatta ve hatta 294 adet basamağı göze alırsanız yukarı bile çıkabiliyorsunuz artık. Ben de bu canım kuleyi fotoğraf uğruna ittim, kaktım, ezdim, maymuna çevirdim. Olsun o kadar:)

Ve sakin huzurlu bir yolculukla akşam 20.00 gibi otelimizdeydik. Çok ama çok memnun kaldım.

Sırada Roma var. Sevgiyle,umutla, aşkla kalın..